ACI mezunlarının kurduğu Yediçeriler Yelken Takımı bir yarış sırasında
Yelkeni dolduran dostluğun rüzgârı
IMPACT2030 Türkiye Yürütme Kurulu’nda bir ACI’lı

Çağdaş zaman dervişi

06.05.2024

Etnik enstrümanlarla yaptığı çalışmaları Mythos adlı bir albümde bir araya getiren Egemen Şanlı (TAC'03), ECHO’da başlayıp San Francisco’ya uzanan müzik yolculuğunu anlattı.

Yedi yaşındayken babası tarafından gitar dersleri almaya teşvik edilmesi, Egemen Şanlı’nın müzik yolculuğunun temellerini atmış dersek, yanlış olmaz. Tarsus Amerikan Koleji’nin ortaokuluna adım attığı ilk günlerde dinlediği ECHO CD’si, bu grubun bir üyesi olma ve ileride kendi albümünü çıkarma hayalleri kurmasına aracılık eder. Her iki hayali de gerçeğe dönüşen Şanlı, lisedeyken ECHO’da ritim gitaristi ve vokalist olarak görev alır. Yıllar sonraysa kurduğu plak şirketinin ilk ürünü olan Mythos adlı albümü çıkarır. Üniversite eğitimi için gittiği Amerika’da kendine bir yaşam inşa eden Egemen Şanlı, bir yandan Google’ın kadrosunda yer alıyor, diğer yandan da müzik çalışmalarına devam ediyor. Sitar, gitar, bağlama, kora, handpans, ngoni, flüt başta olmak üzere birçok “etnik” enstrümanla çalışmalar yapan Şanlı, Tarsus’tan San Francisco’ya uzanan müzik yolculuğunu anlattı.

Egemen Bey, müzik çalışmalarınızla ilgili sorulara geçmeden önce, gerek kendi döneminiz dışındaki TAC’lilerin gerekse kardeş okullardan (UAA, ACI, SAC) mezun olanların sizi daha yakından tanıyabilmeleri için lise sonrası eğitiminizi ve ardından kariyerinizi nasıl şekillendirdiğinizi öğrenebilir miyiz?

Elbette… 2003 yılında Tarsus Amerikan Koleji'nden mezun olduktan sonra, yarı burslu olarak Pensilvanya'daki Franklin & Marshall College'a başladım. 2007'de işletme diplomasıyla buradan ayrıldım. New York'a taşındım ve dijital reklamcılık alanında çeşitli şirketlerde çalıştım. Tüm bu süreçte müzik eğitimimi de ihmal etmedim ve paralel olarak devam ettirdim. New York'ta yaşarken Fordham Üniversitesinde MBA yaptım ve Google'ın sponsorluğuyla San Francisco'ya taşındım. Yaklaşık 12 senedir San Francisco bölgesinde yaşıyorum. Google'da çalışmaya devam ederken, bir yandan da müzik kariyerimi geliştirmeye çalışıyorum.

Müzisyenlere “bu alanla ne zamandır ilgileniyorsunuz” sorusu yöneltildiğinde, çoğunlukla “çocukluk yıllarından itibaren” yanıtı alınıyor. Sizin bu soruya verecek farklı bir yanıtınız olur mu?

Müzikle olan yakın ilişkim 30 yılı aşkın bir süredir devam ediyor. 7 yaşındayken babamın teşvikiyle gitar dersleri almaya başladım ve her şey o dersle filizlendi. O günden beri müzik, hayatımın ayrılmaz bir parçası haline geldi.

“Kadim enstrümanları, günümüz teknolojisinin sunduğu çeşitli imkânlarla icra ederken, bu enstrümanların geçmişlerine de saygı duymanın bilincindeyim. Yıllardır üzerinde çalıştığım bu harmanlama bana, Doğu ile Batı arasında belirgin bir çizginin olmadığını ve her iki tarafın da birbirine sonsuz ilham ve paylaşım kaynağı olduğunu öğretti.” 

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi TAC’nin ünü ülke sınırlarını aşan ECHO adlı bir grubu var. Müzik çalışmalarınızın şekillenmesinde bu grubun etkisi oldu mu?

Müzikle olan yolculuğumda en önemli kilometre taşlarından biri Tarsus Amerikan Koleji'nin efsanevi müzik grubu ECHO'dur. 1999'da TAC'ye adım attığımda, o sene lise son sınıf öğrencilerinin çıkardığı ECHO CD'sini elimde tutarken bir gün benim de bir albümüm olmasını hayal etmiştim. Bu hayal, orta 2'de en yakın 3 arkadaşımla ECHO seçimlerine hazırlık için kurduğumuz grupla filizlenmeye başladı. Liseye başladığımdaysa 2003 ECHO grubuna ritim gitarist ve vokalist olarak seçildim. Lise sonda çıkardığımız albüm ve stüdyoda geçirdiğimiz zaman, müzik kayıt ve prodüksiyonuna olan ilgimi ve tutkumu pekiştirdi. ECHO’nun bana kattığı ilham ve deneyim sonsuzdur. Bu tarihin ve köklü geleneğin bir parçası olmak, bana tarifi olmayan bir gurur veriyor. Anadolu Rock'ın bir alt türü olarak nitelendirilebilecek ECHO müziği, müzikal altyapımın en önemli temel taşlarından biridir.

Yıllardır Amerika’da yaşıyor, dolayısıyla müzik çalışmalarınızı orada yürütüyorsunuz. Amerika’nın sanatçılar için en önemli özelliği, çok dilli, çok dinli ve çok kültürlü bir topluma sahip olması belki de. Bir mozaik oluşturan bu toplumsal yapı, müzik çalışmalarınızı nasıl şekillendirdi?

Amerika'da yaşadığım süre boyunca, karşıma çıkan insanlar beni her zaman doğru yöne yönlendirdiler. Müziğimi geliştirme yolunda, ister arkadaşlarımdan öğrendiğim Amerikan grupları olsun, ister kendi çapımda yaptığım Amerikan müzik tarihi çalışmaları olsun, isterse karşıma çıkan müzisyenler olsun, hepsi önemli etkenler oldu. Elbette bunların dışında, en sevdiğim grupları ve müzisyenleri canlı izleme şansı da benim için büyük önem taşıdı. Üniversite son sınıftayken bir arkadaşım odama gelip kendisiyle birlikte bir konser DVD'si izlemek isteyip istemediğimi sordu. O DVD’de, George Harrison'ın 1971'de Bangladeş için düzenlediği yardım konseri vardı. Konserin açılışında ünlü Hindistanlı sitar virtüözü Ravi Shankar'i izlerken ilk defa sitar ve Hindistan müzikleriyle tanıştım ve o an sanki geleceği gördüm. Sitar'ın benim ana enstrümanım olacağını o günden içimde hissettim. O günden bugüne, karşıma çıkan birçok müzisyen ve dünya müzikleri bana ilham kaynağı oldu. Bu bahsettiğiniz mozaik içinde, müziğimi geliştirmek için birçok fırsat yakaladım.

“2016 yılında hem kendimi yoga alanında geliştirmek hem de daha iyi bir yoga müzisyeni olabilmek için 200 saatlik bir eğitim aldım ve birkaç stüdyoda ders vermeye başladım. Yoga üzerine aldığım eğitimler, müzisyen olarak yoga derslerine olan katkımı da oldukça zenginleştirdi.” 

Sitar, gitar, bağlama, kora, handpans, ngoni, flüt gibi birçok enstrüman, sizin aracılığınızla mistik bir müziğe dönüşüyor. Bu enstrümanlarla müzik yapmak sizin için ne ifade ediyor?

Üniversite yıllarında dünya müziklerine olan ilgim katlanarak arttı. Bu derin dalış, birçok yeni enstrüman ve müzik geleneğini keşfetmemi sağladı. Kendime sitar öğretmeye başladığımda ise Doğu Hindistan müzik gelenekleri ve metotları üzerinde yoğunlaştım. Bu metotlarla çalışma, Türkiye ve Ortadoğu makam metodunu da daha iyi anlamama katkıda bulundu. Sitar öğrenmeye başladıktan birkaç sene sonra, koleksiyonuma farklı dünya enstrümanları da ekledim ve onları da öğrenmeye başladım. Sitarın bana kazandırdığı temel sayesinde, birçok çeşit enstrümanı da kendime öğretebildim.

Web sitenizde yaptığınız müzik türü tanımlanırken, “Türk mirasını gururla temsil ederken, dünya müziğinde kendine özgü sesini geliştirmek için ömür boyu bir yolculuğa çıkmış çağdaş bir derviş” ifadeleri kullanılıyor. Bu tanımlamadan yola çıkarak, sizi kendinize has üslubunuzla Doğu ezgilerini Batı değerleriyle harmanlayan bir müzisyen olarak değerlendirebilir miyiz?

Evet, benim müzikteki amacım tam da bahsettiğiniz o harmanı içsel bir saygıyla yapabilmek. Doğu ve Batı'yı bir araya getirmenin ötesinde, geçmişi ve geleceği de anda harmanlayabilmeyi hedefliyorum. Kadim enstrümanları, günümüz teknolojisinin sunduğu çeşitli imkânlarla icra ederken, bu enstrümanların geçmişlerine de saygı duymanın bilincindeyim. Yıllardır üzerinde çalıştığım bu harmanlama bana, Doğu ile Batı arasında belirgin bir çizginin olmadığını ve her iki tarafın da birbirine sonsuz ilham ve paylaşım kaynağı olduğunu öğretti. Ben de bu geleneğin bir parçası olarak devamlılığını sağlamayı amaçlıyorum.

Yoganın ritmi

Müzik dışında yoga eğitmeni olarak faaliyette bulunuyorsunuz. İcra ettiğiniz müzikle yoganın nasıl bir bağlantısı olduğunu öğrenebilir miyiz?

2009 yılında New York'ta yaşarken bir yoga dersinde ilk defa müzik yapma deneyimi yaşadım. O anki doğaçlama müziğim ve yoga akışı arasındaki paralellik beni derinden etkiledi. San Francisco'ya taşındığımdaysa buradaki yoga camiasının büyüklüğü beni şaşırttı. Sonraki yıllarda bu topluluğun bir parçası oldum ve birçok yoga öğretmeniyle çalışma fırsatı yakaladım. 2016 yılında hem kendimi yoga alanında geliştirmek hem de daha iyi bir yoga müzisyeni olabilmek için 200 saatlik bir eğitim aldım ve birkaç stüdyoda ders vermeye başladım. Yoga üzerine aldığım eğitimler, müzisyen olarak yoga derslerine olan katkımı da oldukça zenginleştirdi.

İlk albümüz Mythos, müzikseverlere ulaştı. Albüm çıktığında yaşadığınız duygular ve bugüne kadar aldığınız tepkiler hakkında neler söylersiniz?

Mythos, geçen senenin sonunda çıkardığım ve kurduğum plak şirketi altındaki ilk albüm olma özelliğini taşıyor. Yakın arkadaşım Ophi Ma ile evimdeki stüdyomda kayıtlarını gerçekleştirdik. Albümün çıkışından bu yana aldığımız yapılan yorumlar oldukça pozitif ve dünyanın birçok yerinden güzel mesajlar ve destekler alıyoruz. Mythos, benim açımdan sadece bir müzisyen olarak değil, aynı zamanda bir prodüktör olarak da emek verdiğim bir çalışma.

TAC mezunları, birbirine bağlı bir topluluk. Amerika’da da birçok mezun olduğunu biliyoruz. Başta TAC olmak üzere Amerikan koleji mezunlarıyla bağınızı sürdürüyor musunuz?

Mezunlarla olan bağımı elimden geldiğince koparmamaya çalışıyorum. Doğu yakasında yaşarken daha fazla etkinlik düzenleme ve bir araya gelme imkânı oluyordu. Batı yakasında gerek Türklerin gerekse mezunlarımızın sayısı Doğu yakasına göre daha az. Bu nedenle sosyal medya ve internet üzerinden de bağlılığımı ve takibimi sürdürmeye çalışıyorum.

Son olarak, TAC’nin sizin hayatınızdaki yeri ve önemi hakkında neler söylemek istersiniz?

TAC, hayatımdaki en önemli kurumlardan biridir. Bana tanıttığı ve açtığı yollar sonsuzdur. TAC ailesine, abilerime, ablalarıma ve kardeşlerime çok minnettarım. Bugün olduğum insanda TAC'nin payı çok büyüktür. Ayrıca, beni bu okula gönderip bu ailenin bir parçası olmama izin verdikleri için anneme ve babama da çok teşekkür ederim.

Egemen Şanlı’nın ürettiği müziği dinlemek isterseniz Connect için seçtiği parçalara aşağıdaki playlist'ten ulaşabilir veya bu linke tıklayabilirsiniz.

İLGİLİ KONULAR
BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum ve görüşleriniz çok değerli.

Yorum ve görüşleriniz çok değerli.

GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞIN