Yüzyıllık anaokulu öğrencisi kampüste
1957 sınıfı ve Gülsevin Karlıklı: Bir daha okuyalım yaşadıkça…

TAC’li kardeşler tarım ve itfaiye İHA’ları üretiyor

31.05.2024

A. Hakan Erguvan (TAC’16) ve Çağlayan Erguvan (TAC’13) Baibars Mekatronik Havacılık adındaki şirketlerinde 2015 yılından bu yana zirai ilaçlama ve özel alanlara yönelik yerli insansız hava araçları (İHA) üretiyorlar. Girişimleri 2023 yılı sonunda dünyanın en büyük mekanik ekipman bileşeni üreticileri arasında yer alan Japonya merkezli Exedy’den 15 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım aldı. Yangın önleme ve söndürme dronları çalışmalarını da başarıyla tamamlayan şirketin araçları yurt içi ve yurt dışında itfaiyelerde kullanılmaya başladı. Baibars’ın kuruluş hikayesini Hakan Erguvan’a sorduk.

Şirketlerinin internet sitesinde kendilerini; “Türk çiftçilerin teknolojik ihtiyaçlarının milli imkânlarla karşılanması için 2015 yılında Çukurova'da temelleri atılan Baibars, 2020 yılında Baibars Mekatronik Havacılık ve Tarım Sanayi çatısı altında birleşerek tarımda otonom havacılık sistemlerinin geliştirilmesi, üretimi, sistem entegrasyonu ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde ve zirai dron üretiminde Türkiye'de öncü konuma gelmeyi hedeflemektedir” sözleriyle tanımlıyorlar. Tarımın bu derece önem kazandığı bir dönemde, tarımsal üretimi desteklemek amacıyla girişimde bulunan şirketin kurucuları, Tarsus Amerikan Koleji mezunu iki kardeş. Teknolojinin sunduğu olanakları yaratıcı yönleriyle birleştirip çiftçilerin hizmetine sunan Çağlayan ve Hakan Erguvan'ın son olarak geliştirdikleri yangın söndürme drone'ları büyük ilgi görüyor. 

Öncelikle sizleri kısaca tanıyabilir miyiz; üç kardeş olarak Tarsus SEV ve TAC ile yollarınız nasıl kesişti?

Aslen Şanlıurfalı bir ailenin çocuklarıyız, küçüklükten yetişkinliğe kadar Çukurova bölgesinde yaşadığımız için artık buralı sayılırız. Üç kardeş olarak, üçümüz de eğitimimizi SEV çatısı altındaki okullarda tamamladık. İlkokul ve ortaokulda binalarımız aramızdaki dönem farkı dolayısıyla ayrı olması nedeniyle liseye kadar abi-kardeş olarak yollarımız kesişmedi. TAC’ye geçtiğimizde ben Hakan Erguvan, hazırlıktayken abim Çağlayan Erguvan ise lise 3’teydi. Bir sonraki yıl, abim mezun oldu. O zaman ilkokul 4. sınıfta olan kız kardeşimiz Gökçe Erguvan ise bu sene itibarıyla liseden mezun oldu.

TAC'nin ardından eğitimlerinize nasıl devam ettiniz?

Ben ODTÜ’nün SUNY sistemine dâhil olan Binghamton Üniversitesi ile anlaşmalı işletme bölümüne girdim. Abim, önce Almanya Karlsruhe Teknik Üniversitesi’ne, sonrasında ise Sabancı Üniversitesi mekatronik bölümüne devam etti. Kız kardeşimiz Gökçe ise Bilkent Üniversitesi İşletme'de okuyor.

Girişimcilik hayaliniz hep var mıydı? Tarım dronları gibi ileri teknoloji alanında bir girişim fikri nasıl doğdu?

Kendi işimizin sahibi olmak, özellikle havacılık sektörü bizim için çok büyük bir hedefti, bu hedef uğruna çalışıyoruz. Türkiye’nin en yüksek kapasiteli tam otonom zirai insansız hava araçlarını üretiyoruz. Küçük yaştan itibaren hava araçlarına karşı genel bir ilgimiz olmuştu. Ağabeyimin ilk Ar-Ge’si olan insansız hava araçlarıyla, yangın yayılım önleme sistemlerinin üzerine hâlâ çalışıyoruz. Bunların hepsi, ağabeyimin Baibars Mekatronik Havacılık şirketimizin kurucu ortaklarından olan İsmail Geyik ile tanışmasıyla oldu; bu sayede verimliliği daha yüksek oranda gözlemleyerek zirai insansız hava araçlarına yönelmemize katkı sağladı.

“Kendi işimizin sahibi olmak, özellikle havacılık sektörü bizim için çok büyük bir hedefti, bu hedef uğruna çalışıyoruz. Türkiye’nin en yüksek kapasiteli tam otonom zirai insansız hava araçlarını üretiyoruz.” 

Tarım dronları nedir, nasıl çalışıyor, tarımda hangi işlevleri üstleniyor, bu alanda dünyada ve Türkiye'de nasıl gelişmeler var, nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz?

Tarım dronları öncelikli olarak otonom, yani yönlendirmeyle kendi kendine çalışma prensibi üzerine dizayn edilmiştir. Dronlarımız tarımsal arazilerde bitki besleme ve bitki koruma görevleri üstleniyorlar. Sahada operasyona başlarken ilk olarak sistem kurulur, ardından gerekli denetimler yapılarak faydalı yük (ilaç, gübre vs.) hazırlanıp drona yüklenir. Bataryası da yüklü olan dronumuz sisteme girdiğimiz haritalandırmaya uyarak komutumuzla operasyona başlar. Yaklaşık 10-15 dakika sonra ya ilacın/gübrenin bitmesi veya bataryanın şarjının azalmasıyla kalktığı noktaya kendi kendine döner. Bataryanın ve ilacın yenilenmesiyle dron, kaldığı yerden operasyona devam eder. Zirai dron hizmetleri temel olarak, geleneksel tarım yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda hızlı müdahale etmek için en ideal yöntemdir. Örnek vermek gerekirse, hastalık mahsule vurduğu zaman, arazinin çamurlu olması nedeniyle traktörün girememesi, su yönünden kıtlığın olduğu durumlarda, mahsulün traktör tarafından ezilmesinden dolayı doğacak zararın yüksek olması (mahsulün yetişkin olması) durumunda kullanılır. Ayrıca zaman, su ve ilaç tasarrufu yönünden rakipsiz bir sistemdir. Sektördeki gerek rakip firmaların gerek Baibars olarak bizim dronlarımız olgunluk seviyesine oldukça yakındır. Dronlarımızın kullanımı kolay denecek kadar az karmaşık, bakımı ihtiyacı ve kaza oranı düşük ve uzun ömürlüdür. Fakat, bu alanın iyi tanınmaması gerekir ki, burada sektörün Çin ağırlıklı olması nedeniyle reklam ve tanıtım tarafında yetersizlik görülmektedir. Pilot sayısındaki yetersizlik ve sektöre olan yabancılık sebepleriyle genel olarak sektörün emekleme çağında olduğunu söyleyebiliriz.

Baibars'ın bu alandaki Ar-Ge ve üretimlerinden bahseder misiniz? Hangi amaçlara yönelik nasıl ürünleriniz var?

Baibars Mekatronik Havacılık olarak daimî bir Ar-Ge süreci içerisindeyiz. Özellikle 360° engel tanıma radarları üzerine yoğun mesai harcıyoruz. Cihazlarımız, ağırlık-verimlilik açısında kol genişliği, kol sayısı, depo büyüklüğü, pervane modelleri açısından sürekli gelişim ve değişim halindedir. Saha testleri sonucu elde ettiğimiz veriler doğrultusunda optimum operasyon kabiliyeti, zaman ve ilaç tasarrufu için geliştirmelerimiz sürekli olarak devam etmekte. Bununla birlikte ülkemizde maalesef yoğun olarak görülen orman yangınlarına karşı en hızlı müdahale yöntemlerinden birini geliştirmek bizim en büyük hedeflerimizden birisiydi. Geçen yıl bu drone’larımızı da üretmeye başladık. Yurt içi ve yurt dışından büyük bir ilgiyle karşılanıyor.

“Saha testleri sonucu elde ettiğimiz veriler doğrultusunda optimum operasyon kabiliyeti, zaman ve ilaç tasarrufu için geliştirmelerimiz sürekli olarak devam etmekte. Bununla birlikte ülkemizde maalesef yoğun olarak görülen orman yangınlarına karşı en hızlı müdahale yöntemlerinden birini geliştirmek bizim en büyük hedeflerimizden birisiydi. Geçen yıl bu drone’larımızı da üretmeye başladık. Yurt içi ve yurt dışından büyük bir ilgiyle karşılanıyor.” 

Türkiye'de Baibars dronlara ilgi ve talep nasıl? Hedefleriniz ve planlarınız nelerdir?

Türkiye’nin en çok tercih edilen yerli firmasıyız. Özellikle Çukurova ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden yoğun bir talep alıyoruz. Şu an için ilk hedefimiz bu yoğun talebi karşılayacak seri üretim kapasitesine ulaşmak. Baibars tarımda otonom havacılık sistemlerinin geliştirilmesi, üretimi, sistem entegrasyonu ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde ve zirai dron üretiminde Türkiye'de öncü konuma gelmeyi hedefliyor.

Dünyada savunma sanayi İHA'ları alanında Türkiye'nin önemli bir yeri oldu. Bunun size ve sektöre etkileri oluyor mu? Ne gibi destekler veya zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Türk havacılık sanayinin gelişmesi bilinirlik açısından sektöre faydalı oldu. Savunma sanayindeki insansız hava araçlarında ülkemizin yakaladığı başarı Tarımsal İHA’lara da yansıdı.

Son olarak iki TAC'li olarak birlikte çalışmanın ve girişimci olmanın size nasıl etkisi, katkısı oluyor? Çağlayan Bey, teknik tarafta, siz işletme tarafında tam bir uyum olmuş sanki...

Öncelikle sektörümüzün habitatındaki hıza, inovasyona ve iletişimdeki zorluklara karşı eğitimimizden dolayı önde başladığımızı düşünüyorum. Özellikle lise hayatımız, abi-kardeş ilişkimizi perçinledi ve bize sorumluluk altında ilişkimizi nasıl canlı tutabileceğimizi öğretti. İşletme mezunu olarak, müşteri ve müşterinin sahadaki sorunlarına odaklandım. Müşteri ve servis departmanı arasındaki iletişim köprüsünden sorumluyum. Ağabeyimse işletmemizdeki en yoğun kişi sayılabilir. Telefonları susmaz, her konuda çalışanlarla ve müşterilerle iletişim içindedir. Sadece üniversitedeki bölümümüzün öğrettiklerinin içinde kalmayıp, birçok konuda yeniden öğrenci konumundayız. Burada sadece dinleyen ve öğrenen yetişkin öğrenciler olarak değil; sosyal ve sürekli hareket halinde olan öznel bireyler olarak kendimizi konumlandırmaktayız. Son olarak, TAC’li olmanın yine farkını yaşamaktayız. Testlerimiz için, Samsa Karamehmet ağabeyimizin arazisini onun izniyle kullanıyoruz.

İLGİLİ KONULAR
BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum ve görüşleriniz çok değerli.

Yorum ve görüşleriniz çok değerli.

GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞIN