Sürdürülebilirlik ve deprem
“Minerva’nın baykuşu alacakaranlıkta uçmaya başlar!”

Deprem ve mühendislik ahlâkı

27.05.2023

Şubat ayındaki depremlerin ardından Türkiye’deki yapıların güvenliği bir kez daha tartışmaya açıldı. Zira binlerce insan depreme dayanıksız inşa edilen binalarda can verdi. ODTÜ’de uzun yıllar Mühendislik Ahlâkı dersleri veren Ülkün Tansel (TAO’57 / TAC’60), yapı üretimine bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre bu bir milli mesele, bunun çözümü için okullardaki her yaştan çocuğa rüşvetin ve yasa tanımazlığın utanılacak bir şey olduğunu kavratmak gerekiyor.

6 Şubat depremlerinde binaların yapımında denetim ve mühendislik konuları, en çok konuşulanların başındaydı. Peki, dünyanın en kapsamlı yapı inşaat ve denetim yönetmeliklerinden birine sahip Türkiye’de nasıl böylesi bir durum yaşandı? Uzun yıllar ODTÜ’de Mühendislik Ahlâkı dersleri veren ve bu alandaki çok az kitaplardan birini yazan Ülkün Tansel, yasalara uymanın ahlâki bir zorunluluk olduğunu belirterek, “İnsanlar, önlerine yasa engeli çıktığında, engeli aşmak için yasanın yanından dolanmayı -hatta tanımamayı- seçebiliyor” diyor ve ekliyor: “Okullarda, her düzeyde çocuklara yasa tanımazlığın ve rüşvetin ahlâka aykırı, utanılacak bir durum olduğu yaşamdan örneklerle anlatılmalıdır. Bu konu millî eğitimin konusudur.” Ülkün Tansel ile depreme dayanıklı yapılar ve kentler için sahada önemli bir sorumluluk üstlenen mühendislik mesleğinin ahlâkı üzerine konuştuk.

Öncelikle sizi kısaca tanımak isteriz. TAO ve TAC’nin ardından eğitiminize ve çalışmalarınıza nasıl devam ettiniz, mesleki çalışmalarınız yanı sıra çeviri ve çocuk edebiyatına ilginiz nasıl başladı?

Tarsus’dan sonra, 1960-1965 yılları arasında ODTÜ Maden Mühendisliği Bölümünde okudum. 1964’te Maden Mühendisiliği diploması, 1965’te de uzman mühendislik derecesini aldım. Hemen askere gittim. O zamanlar iki yıl askerlik yapıyorduk. Askerlikten sonra, öğrenciyken burs aldığım, Maden Tetkik Arama Enstitüsünün Malatya, Darende ve Kars, Tuzluca petrol arama kamplarında iki yıl süreyle kamp şefi yardımcısı ve kamp şefi olarak çalıştım. Sonra ayrılıp, 1982 yılına dek çalışacağım Maden Eksport şirketine Maden Mühendisi olarak başladım. Bir ayın yarısını Tokat, Artova’da; öteki yarısını Bursa, Harmancık’taki işletmede çalışarak geçiriyordum. Yeni evliydim ve eve pek zaman kalmıyordu. 1982 yılında Maden Eksport’tan ayrılıp İzmir’de İZDAŞ’ta ve Kütahya, KÜMAŞ’ta kısa süreli görevlerim oldu. En sonunda, uzun yıllar çalışacağım Polmak Makine İmalat AŞ’de elmaslı taş kesme testereleri Pazarlama Müdürü olarak göreve başladım. 1997’de Polmak’tan ayrılıp, bir yıla yakın bir süre SABA Madencilik ve PABALK Maden AŞ’nin genel müdürlüğünde bulundum. Emeklilik zamanı geldi. Maden Tetkik Arama Enstitüsünün ilk Genel Müdürlerinden İhsan Ruhi Berend, Polmak’ın kurucusuydu. Kendisiyle ilk ve tek karşılaşmamda ona meslek yaşamımı anlattığımda, “Epey sürtmüşsün; ama, bir baltaya sap olamamışsın,” demişti. Meslek yaşamıma özetle, böyle de bakılabilir. Bütün çabam iyi bir mühendis olmaktı. Kömürde çalışmaktan kaçtım. Yöneticilik görevlerinden kaçındım. Çeviri ve çocuk edebiyatına gelince, bu ilgi, içinden çıktığım evden kaynaklanıyor. Öğretmen bir ana babanın çocuğuyum. Babam şair Oğuz Tansel aynı zamanda halk bilimi araştırmacısıdır. 1946-1948 yıllarında Amasya’da öğretmenken derlediği masalları çocuklar için yeniden yazmıştır. Demek istediğim, evimizin havasını, iklimini her zaman edebiyat, çocuk edebiyatı, şiir oluşturuyordu. Benim ilkokulda okuduğum 1948-1953 yıllarında evimize Varlık ve Yeditepe dergileri düzenli olarak gelirdi.

2013 yılında Mühendislikte Meslek Ahlâkı kitabınız yayımlanmış. Bu konuda ODTÜ’de uzun yıllar dersler verdiniz. Bu konuya nasıl yöneldiniz, neler yaptınız?

1999 yılında ODTÜ Maden Mühendisliği Bölümünde Mühendislikte Meslek Ahlâkı dersini vermem bana önerildi. Onur duyarak kabul ettim ve hemen okumaya başladım. İşe, Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı İoanna Kuçuradi’nin tüm kitaplarını okuyarak başladım. Yürürlükteki yasaları, isteyen herkes açıp okuyabilirdi. Ben düşünsel yanı ağır basan bir ders vermek istedim. Örneğin, John Steinbeck’in Türkçe’ye Kaygılarımızın Kışı olarak çevrilen The Winter of Our Discontent adlı kitabını öğrenciler İngilizce olarak okumaktan ve sınavda okuduklarıyla ilgili sorulara yanıt vermekten sorumluydular. 2013 yılında yayımlanan Mühendislikte Meslek Ahlâkı adlı kitabım bu derste anlattıklarımdan oluştu.

Dünyada Mühendislik Ahlâkı konusunda nasıl bir gelişim var? Mühendisliği, kişisel ahlâk ve mesleki ahlâk çerçevesinde nasıl yorumlayabiliriz, tıp ve hukuk alanlarındaki yaklaşımlarla değerlendirdiğimizde Mühendislik Ahlâkı’nı nasıl tanımlayabiliriz?

Mühendislik mesleği ahlâkının derinlemesine ele alınması çok yenidir; hele tıp ya da hukuktaki uygulamaların geçmişine bakınca emekleme çağında sayılabilir. Mühendislerin ahlâk konusuna eğilmesi, 1970’lerin sonuna doğru ABD’de oldu. Yakın zamana gelinceye değin ahlâk bilgisi, mühendislik programlarında ayrı bir ders olarak ağırlık kazanmamıştı. ABD’nin bir kurumu olan Mühendislik ve Teknoloji Düzey Denklik Belirleme Kurulu (Accreditation Board for Engineering and Technology, ABET) denkliğini değerlendirdiği mühendislik öğrenimi programlarında, “mühendislik mesleğinin ahlâksal niteliklerine değgin bir anlayış”ın öğrencilere kazandırılması yönünde çaba harcanmasını zorunlu tuttu. Türkiye’de ahlâkın mühendislik öğrenimi programlarında yer alması bu sayede gerçekleşti. ODTÜ Maden Mühendisliği bölümü, Amerika’daki üniversitelerle denkliğini sağlamak üzere ahlâk dersini öğrenim programlarına zorunlu ders olarak koyan ilk bölümlerden biridir. ABET, bu durumu düzenli aralıklarla gelerek yerinde denetlemektedir. Ahlâk değerleri, başkalarının iyiliğini, haklarını gözetmeyi gerektirir. Ahlâksal davranış, başkaları için kaygı duyma üstüne kurulmuştur. Ahlâksal davranış bencillikle uyuşmaz; başka bir deyişle, doğru eylem kişinin amaçladığını elde etmesi demek değildir. Ahlâksal davranış gelenek görenekçiliğe de indirgenemez; başka bir deyişle doğru eylem yalnızca içinde yaşanılan toplumun yasalarına, gelenek göreneklerine uygun davranmak demek değildir. Ahlâksal davranış yalnızca kutsal buyruğun belirlediği ahlâk da değildir; başka bir deyişle, doğru eylem Tanrı’nın buyruğunu yerine getiren eylem demek de değildir. Öyleyse bir eylemi doğru ya da yanlış yapan nedir? Felsefe düşüncesinin bu soruya verdiği yanıtlarda 2000 yılı aşkın bir zamandır oydaşma sağlanamamıştır. Ahlâkın gelişiminde en büyük ilerleme, bireyin her eylemine uygulanabilen ahlâk kuramlarının geliştirilmesiyle meydana geldi. Bunlardan en önemlileri John Stuart Mill’in Faydacılık Kuramı ile Immanuel Kant’ın Bireye Saygı kuramlarıdır. Mühendislik meslek ahlâkı ilkelerinin çoğu, ortak ahlâk ilkelerinin o meslek dalına uygulanmasından başka bir şey değildir.

"Neyin doğru olduğunu bilmek zor değil; doğru olanı yapabilmektir zor olan. Bir karar verme durumunda seçenekler olmasaydı, tek bir doğru olsaydı, herkes aynı biçimde davranırdı. Ahlâk demek, çoktan seçmek demektir."

İş hayatında mühendisler, kişisel veya işletmenin çıkarlarıyla toplumsal fayda arasında nasıl bir denge kurabilirler? Ülkemizde sizce bu denge ne kadar kurulabiliyor?

Neyin doğru olduğunu bilmek zor değil; doğru olanı yapabilmektir zor olan. Bir karar verme durumunda seçenekler olmasaydı, tek bir doğru olsaydı, herkes aynı biçimde davranırdı. Ahlâk demek, çoktan seçmek demektir. Yaşam bizi, sürekli doğruyla yanlış arasında seçime; bir davranışı onaylamaya ya da ona karşı çıkmaya zorlar. American Society of Professional Engineers (NSPE) Meslek Ahlâkı İlkeleri Bildirgesi’nin giriş bölümünde mühendislik mesleği şöyle tanımlanır: “Mühendislik önemli ve bilgi gerektiren bir meslektir. Bu mesleğin üyeleri yaptıkları işin insanın yaşam kalitesi üzerinde doğrudan yaşamsal etkisi olduğunun ayırdındadır. Bundan dolayı, mühendislerce sağlanan hizmet, dürüst olmayı, yan tutmamayı, haktanır olmayı gerektirir ve toplumun sağlığının, güvenliğinin, gönencinin korunmasına adanmış olmalıdır. Mühendis, mesleğini toplumun, hizmet alıcının, işverenin ve mesleğinin yararını gözeten en yüksek ahlâksal davranış ilkelerine bağlılığın gerektirdiği mesleki davranış ölçütleri uyarınca yürütmelidir.” Bu konuda son söz: Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

“Depremler” adlı ödüllü bir çeviriniz var. Dünyada en iyi yapı yönetmeliklerinden birine sahip olmamıza rağmen bu kadar büyük bir yıkım yaşamamızı Mühendislik Ahlâkı çerçevesinde nasıl yorumlayabiliriz?

Bu konuda çok öz ve genel olarak şunu söyleyebilirim: Yasa sistemleri, çoğunluğun kabul etmeye razı olduğu asgarî ve ortalama ahlâkı temsil eder. Demek ki, yasalara uymak bir ahlâk zorunluluğudur. İnsanlar, önlerine yasa engeli çıktığında, engeli aşmak için yasanın yanından dolanmayı -hatta tanımamayı- seçebiliyor. Bu demokrasimizin karşısında bulunan en önemli ahlâk sorunudur. Bir de rüşvet konusuna değinmeliyim. Rüşvet demokrasiyi kangren eder, tartışmalı duruma getirir. Rüşvet bir ahlâk sorunudur ve bütünüyle insanların vicdanına bağlıdır.

Türkiye’de Mühendislik Ahlâkı konusunda akademik literatürün çok az olmasının nedenleri nelerdir? 

Pek çok konuda olduğu gibi, bu konuda da alana geç girdiğimiz için, kitap sayısı az olacaktır. Bir önceki soruya verdiğim yanıtta belirttiğim gibi, okullarda, her düzeyde çocuklara yasa tanımazlığın ve rüşvetin ahlâka aykırı, utanılacak bir durum olduğu yaşamdan örneklerle anlatılmalıdır. Bu konu millî eğitimin konusudur.

CONNECT DEPREM ÖZEL BÖLÜM

İLGİLİ BAŞLIKLAR
BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
27.05.2023

Deprem ve mühendislik ahlâkı

ODTÜ’de uzun yıllar Mühendislik Ahlâkı dersleri veren Ülkün Tansel (TAO’57 / TAC’60), yapı üretimine bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre bu bir milli mesele, bunun çözümü için okullardaki her yaştan çocuğa rüşvetin ve yasa tanımazlığın utanılacak bir şey olduğunu kavratmak gerekiyor.
27.05.2023

Yeniden inşa katılımcı bir anlayışla yapılmalı

Kolombiya, Meksika, İtalya, Brezilya ve Türkiye'de yer alan farklı belediyelerle birlikte daha sağlıklı, güvenli ve yaşanılabilir şehirlerin nasıl yaratılabileceğine dair projeler geliştiren Kentsel Tasarımcı Hayrettin Günç (UAA’07), deprem bölgesindeki yeniden inşa sürecinin tüm tarafların görüşlerini alarak yapılması gerektiğini ve kısa vadeli, yara bandı diye adlandırılan çözümlerle derin sorunların ortadan kalkmayacağını belirtiyor.

Yorum ve görüşleriniz çok değerli.