Sinema Çadırları: Mavi Kuşlar Antakya’da
Bilginin gücünü insanlık için kullanmak!

Vicdan sahibi herkes etrafına bir şekilde dokunur

24.05.2023

6 Şubat depremlerini ilk duyduğunda felaketin boyutunu tam olarak kavrayamadığını belirten Dobrinka Cidrof (UAA’83), deprem bölgesine yönelik çalışmalarına 7 Şubat’tan itibaren başladığını söylüyor. O, aradan geçen zamana rağmen çalışmalarının hiç bitmediğinin altını çizerek, depremle ilgili olarak “bu vatanın evladı olan hiç kimse için bitmemeli” diyor.

Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesinde tamamladıktan sonra George Washington Üniversitesinde finans alanında yüksek lisans yapan Dobrinka Cidrof, uzunca bir süre Amerika’da kalarak fon yöneticiliği görevinde bulundu. 1999’da yurda dönen ve ortak olduğu firmada bölge borsalarındaki hisse senedi yatırımlarını yöneten Cidrof, 2015 yılında kurumsal hayata veda etti. Hâlen finans alanında eğitim ve danışmanlık hizmeti veren Cidrof’un kendisi gibi Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu (2018) olan ve McGill’de finans ve ekonomi eğitimi alan bir oğlu (Ali Emir) var. 

Deprem haberini duyduğunuzda neler hissettiğinizi; bu büyük felaketin sizi nasıl etkilediğini öğrenebilir miyiz?

Doğrusunu söylemek gerekirse, ilk duyduğumda felaketin boyutunu tam kavrayamadım. 1999 depreminde oğlum henüz 4 aylık bile değildi, orada yaşananları ancak basından takip edebildim, bağışlarla destek olmaya çalıştım. 6 Şubat gününün ilk saatleri, durumu anlamaya çalışmakla geçti; hemen yola çıkıp yardıma gidenlerden ve çeşitli gruplardan gelen haberlerle ne denli büyük bir afet olduğunu idrak etmeye başladım. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Fotoğraflar düşmeye başlayınca, derin bir acı çöktü üzerime. Lakin, kendimde sevdiğim bir özellik varsa o da çözüm odaklı olmam; sorunların çözümünü bulabildiğim ölçüde ayakta kalıyor, kederimle başa çıkabiliyorum. Deprem sonrası basan o korkunç karanlıkta da böyle oldu. Bir de bu kâbusu görsel hafızama almamam konusunda terapist bir dostumun öğüdünü dinledim, uzun süre deprem fotoğraflarının hiçbirine bakmadım. Bana ve depremzedelere iyi gelecek olan tek şey elimden geleni yapmaktı, bu farkındalıkla devam ettim, deprem harici yaşamımı bir süre rafa kaldırdım.

Depremin hemen ardından depremzedeler için bağış toplama ve bölgeye yardım götürme çalışmalarına başladığınızı biliyoruz. Süreci kimlerle ve nasıl organize ettiğinizi kısaca anlatır mısınız?

Olayın içine ne şekilde girdiğim hafızamda yok. Bu söyleşiyle ilgili olarak geri dönüp telefonuma baktığımda, ilk 7 Şubat’ta Boğaziçi Üniversitesinin Hatay Destek Grubunda enkaz desteği verdiğimi gördüm. Eş zamanlı olarak, Hatay ve diğer iller için UAA Afet Grubu da dahil olmak üzere birçok deprem destek WhatsApp grubuna katıldım. Öncelik, ilk 10 gün için enkazdan canlı ihbarlardı. Gruplarda AFAD’a, CİMER’e, gönüllü iş makinesi ekiplerine kimin erişimi olduğunu dikkatle takip edip not ettim. Enkaz bildirimi gelince verilen ihbarı arayıp gerekli bilgileri aldıktan sonra buralara yönlendiriyordum. Hem tempo hem de duygusal olarak çok yoğun günlerdi; düşünsenize “enkazdan oğlumun sesini duyuyorum” diyen bir babayla konuşuyorsunuz. Sabaha karşı 4-5 gibi yatağıma yattığımda bu şansı olmayanların düşüncesiyle uykuya dalmakta zorlanıyordum. Sonrasındaysa erzak talepleri gelmeye başladı, yine dalga dalga her gün yeni bağlantılar kurup gelen talepleri detaylı şekilde teyit edip bu gönüllülere ulaştırdım. Bazen oğlumdan destek aldım. Bu yoğun tempoda 40 gün sokağa çıkmadım; 40. gün birkaç saatliğine sokağa çıkacak vakti ve hakkı buldum kendimde.

Deprem bölgesine yönelik çalışmalarınız bugün de devam ediyor mu?

Depreme yönelik çalışmalarım hiç bitmedi ve bu ülkenin evladı olan hiç kimse için bitmemeli. Orada korkunç bir yıkım var. İnsanlar evini, ailesini, işini, aşını, alışageldikleri yaşamlarını yitirdiler. Bazıları sakat kaldı, bazılarının uzuvları ampute oldu, bu karadelik üç ayda kapanır mı? Bu süreçte yaptığım işi bir nevi aracılık olarak görüyorum. İhtiyacı olanla bunu temin edecek kişi ya da kişileri bir araya getirmeye çalışıyorum. Neler yapmıyorum ki... Aracılık faaliyetleri kapsamında bal kabağı ve fidan sattım; İstanbul’a yerleşen depremzedelere ev eşyası buldum; her çeşit ürün ve eşya için birçok ilde nakliye ayarladım; bağış kampanyaları yapıp hijyen, gıda kolileri ulaştırdım; mağdur ailelere zekât, engelli vatandaşlarımıza tekerlekli sandalye, gençlere laptop, sınava hazırlananlara LGS/YKS kitapları, kütüphanelere kitap, okul çocuklarına giyim ve oyuncak, dört ayaklı canlara mama yollanmasını sağladım. Ayni veya maddi yardımın yanı sıra bölgedeki depremzede kardeşlerime doğru bilgiye ulaşma konusunda da destek vermeye çalışıyorum. Örneğin, Hatay Defne’de MS hastası bir depremzede aylık ilacını hangi hastanede alacağını bilemiyordu. Sağ olsun sevgili Gülşen arkadaşım (Prof. Dr. Gülşen Akman, UAA’83) hemen MS grubunda sordu, hastayı başka ilçedeki bir kuruma yönlendirdik. Aynı şekilde canım Özlem arkadaşım (Dr. Özlem Sezgin UAA'83) Tip 1 diyabet hastası Maraşlı evladımıza derman oldu telefon konuşmasındaki yönlendirmeleriyle. Depremden psikolojik olarak etkilenen Altınözü’ndeki bir çocuğumuza, yine bir arkadaşımın yardımıyla çevrim içi uzman desteği buldum. Beni arayıp ilçedeki aşevlerini, sahra eczanelerini, sosyal marketleri, kargo durumlarını soran depremzede dostlarım var artık. Tabii bunlar günü kurtaran çabalar. Gönüllülerin çoğu işlerine döndü haklı olarak, bireysel bağışçıların gücü tükeniyor, ülkenin gündemi de değişti. Gündelik çareler bile azalmaya başladı. Bu bağlamda ben de sürdürülebilir çözümler bulma ve bunlara dahil olma peşindeyim şimdilerde.

"Tahribatın, madden ve manen, tahminlerin ötesinde olduğunu düşünüyorum. Antakya ve Samandağ’ın büyük kısmı yok oldu mesela. Diğer illerde de yoğun şekilde yıkıma maruz kalmış yerler var. Kalanların yaşayamadıkları yası var. Deprem bölgesinden göçün getirdiği demografik değişimlerin yanı sıra geride kalanların geçim ve barınma dertleri var. Çocuklarımız ürkmüş, korkmuş; çoğunun okulu Eylül’e kadar açılmayacak. Ekolojik anlamda enkaz temizleme çalışmalarının dikkatli yapılmaması durumunda tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyebilecek  sorunlar var…"

Kariyerini finans alanında yapan biri olarak, depremin gerek meydana geldiği bölge gerekse Türkiye ekonomisi için yarattığı tahribat hakkında neler söylemek istersiniz?

Tahribatın, madden ve manen, tahminlerin ötesinde olduğunu düşünüyorum. Antakya ve Samandağ’ın büyük kısmı yok oldu mesela. Diğer illerde de yoğun şekilde yıkıma maruz kalmış yerler var. Kalanların yaşayamadıkları yası var. Deprem bölgesinden göçün getirdiği demografik değişimlerin yanı sıra geride kalanların geçim ve barınma dertleri var. Çocuklarımız ürkmüş, korkmuş; çoğunun okulu Eylül’e kadar açılmayacak. Ekolojik anlamda enkaz temizleme çalışmalarının dikkatli yapılmaması durumunda tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyebilecek  sorunlar var… Bu illerin tam anlamıyla ayağa kalkması yıllar alacak. Bütün bunlardan belki de en önemlisi umudun canlı kalması. “Hepimiz öldük, bazılarımız gömüldü” diyen depremzedeler oldukça fazla. Bu söylemi değiştirmek için deprem mağduru vatandaşlarımıza hak ettikleri yaşamı var gücümüzle ve el birliğiyle geri kazandırmamız gerek.

Bölgenin kalkınmasında önemli bir role sahip KOBİ’lerle çalışmayı düşünüyor musunuz?

Oradaki çarkların dönmesi ve ekonomik yaşamın sürdürülebilir şekilde tesis edilmesi için küçük esnaf ve KOBİ’lerin tez elden desteklenmesi elzem. Bu konuda ihtiyaç duyulan her türlü danışmanlığı gönüllü olarak vermeye hazırım.

UAA ve Boğaziçi Üniversitesinin afet gönüllüleri arasında yer alıyorsunuz. Gönüllü olmanın neden gerekli olduğunu anlatmanızı rica etsek, neler söylersiniz?

Gönüllü olmanın önemi ve gerekliliği üzerinde hiç düşünmedim doğrusu. Benimkisi bir olma hâli, kendimi bildim bileli dertlere derman, canlara destek olmaya çalışırım. Vicdan sahibi herkesin de bir şekilde etrafındaki birilerine dokunduğundan eminim. 6 Şubat kabusunda yaşadığımız gibi, hayat bazen çok acımasız olabiliyor. Bizler, vicdan ve akıl sahibi UAA mezunları olarak bu duruma kayıtsız kalamayız ve kalmıyoruz da. Bu bağlamda Mezun Derneğimizin müthiş çabalarına da değinmek isterim. Sevgili Mine Başkan ve ekibi sayesinde mezunlar olarak bölgeye ilk günden beri tırlar dolusu destek gönderdik, Hatay Expo Center’da yer alması için çok sayıda konteyner bağışında bulunduk. Benim yer aldığım hiçbir grup böylesine organize destek vermedi, Üsküdar Amerikan mezunu olarak gerçekten gurur duyuyorum. Benim yaptığım gibi gönüllü olarak buradan veya bölgeden destek vermekse her şeyden önce müsaitlik meselesi. Herkesin yaşam düzeni bunu yapmaya izin vermeyebilir. Maddi, manevi, her türlü destek aynı ölçüde değerli ve gerekli. Bu desteği esirgemedikleri için tüm mezun arkadaşlarıma minnettarım.

 

CONNECT DEPREM ÖZEL BÖLÜM

İLGİLİ BAŞLIKLAR
BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
27.05.2023

Deprem ve mühendislik ahlâkı

ODTÜ’de uzun yıllar Mühendislik Ahlâkı dersleri veren Ülkün Tansel (TAO’57 / TAC’60), yapı üretimine bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre bu bir milli mesele, bunun çözümü için okullardaki her yaştan çocuğa rüşvetin ve yasa tanımazlığın utanılacak bir şey olduğunu kavratmak gerekiyor.
27.05.2023

Yeniden inşa katılımcı bir anlayışla yapılmalı

Kolombiya, Meksika, İtalya, Brezilya ve Türkiye'de yer alan farklı belediyelerle birlikte daha sağlıklı, güvenli ve yaşanılabilir şehirlerin nasıl yaratılabileceğine dair projeler geliştiren Kentsel Tasarımcı Hayrettin Günç (UAA’07), deprem bölgesindeki yeniden inşa sürecinin tüm tarafların görüşlerini alarak yapılması gerektiğini ve kısa vadeli, yara bandı diye adlandırılan çözümlerle derin sorunların ortadan kalkmayacağını belirtiyor.

Yorum ve görüşleriniz çok değerli.