Vicdan sahibi herkes etrafına bir şekilde dokunur
Deprem bölgesinde sağlık hizmetleri

Bilginin gücünü insanlık için kullanmak!

24.05.2023

Zeynep Karagöz (UAA’94) ve küçük bir ekiple kurulan, bugün 4 bine yakın gönüllüsüyle proteze erişimi olmayan çocuklar için ücretsiz mekanik eller üreten Robotel, deprem nedeniyle uzuv kaybı yaşayan çocuklara da destek verecek.

Zeynep Karagöz, asıl mesleği mimarlık olan; tasarıma, yaratıcılığa, teknolojiye merak duyan bir isim. Onu, kendisi gibi kişilerden farklı kılan temel unsur ise elde ettiği bilgi birikimini, başta çocuklar olmak üzere tüm insanlık için kullanmaktan çekinmemesi. Dünyada hiçbir şeyin sıfırdan üretilmediğine inanan ve açık kaynakların insanlığın gelişmesinde çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünen Karagöz, 2014 yılında sosyal sorumluluk projesi olarak 5 Dakika Tasarım Ajansı ile başlayan, 2017 itibarıyla resmi bir sivil toplum kuruluşuna dönüşen Robetel Türkiye’nin kurucularından. Doğuştan itibaren çocukların gelişimini, özellikle de uzuvları etkileyen bir hastalık olan Amniotic Band Syndrome’un (ABS) yanı sıra travma sonucunda parmak ve el bölgesinde hasar oluşan çocuklar için 3D printerlar aracılığıyla ürettikleri “Robotel”ler de bilginin paylaşılmasının insanın yaşamına etkisini gösteren en önemli kanıt.

Öncelikle, tüm mezunlarımızın sizi biraz daha iyi tanıyabilmesi için aldığınız eğitim ve kariyeriniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Sıra dışı bir öğretmenle sıradan bir ilkokul sonrası Üsküdar Amerikan Kız Lisesi ve MSÜ Mimarlıktan mezun oldum. 2001’de Serdar Okumuş ile KOMA Mimarlık Atölyesini kurduk ve 2008’de 5 Dakika ile birleşerek deneyim tasarımı hizmetleri vermeye başladık. 2014'te Robotel Türkiye'de proteze erişimi olmayan el ve parmak deformasyonlu çocuklara 3D yazıcılarla mekanik eller yapmaya başladık. Bu vesileyle tanıştığımız Maker Hareketinde de gönüllü olarak yer aldık. 2017’de Robotel bir sivil toplum örgütü oldu; Maker işi ise bir Sosyal Girişime dönüştü. Maker Çocuk ve Maker Atölye ile 21. yüzyıl becerileri, teknoloji okuryazarlığı, girişimcilik konularında programlar, projeler ve eğitimler düzenledik. Robot El Derneğinde başkanlık görevimi Serdar Okumuş'a devredip yönetimde çalışmaya devam ediyorum. Ayrıca multidisipliner birikim ve deneyimimi konuşmacı, danışman, eğitmen ve mentor olarak paylaşıyorum. Kendimi kısaca sivil toplum bağımlısı, sosyal girişimcilik taraftarı bir PROMAKER olarak tanımlıyorum.

Yaratıcılığın sizin nezdinizdeki anlamını; teknolojinin ve yaratıcılığın insanlığın yararına kullanılması konusundaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Bugün dünyada bence hiçbir şey sıfırdan yaratılmıyor, icat edilmiyor, tasarlanmıyor. Bununla birlikte tasarım ve yaratım süreçleri asla bitmeyecek; çünkü sonsuz varyasyon ve olasılık söz konusu. Bu değişim ve yeniliklerin oluşması için en temel güç, merak! Çünkü insanın merakı olmasa bugüne kadar icat edilmiş hiçbir şey var olamazdı. Merak aslında medeniyetin kaynağı. Ancak şunun altını çizmeliyim ki, bu merakla ürettiğimiz her şey araç! Yani teknoloji dediğimiz şey, -ki yazı da, bugün ilkel bulduğumuz alet edevat da teknoloji- insanlık olarak aldığımız yolda bizi hedefe taşıyan, güçlendiren, hızlandıran veya amacımız her ne ise kolaylaştıran araçlar bütünü. Yani asıl mühim olan varmak istediğimiz hedef, amaçlarımız, niyetlerimiz. Sonuçta aynı teknolojiyi -bugünümüzün popüler araçlarından yazılımlar da olabilir, şimdi arkaik gibi kalan ama çokça kullanılan barut da olabilir- hem iyi hem kötü niyetle kullanmak mümkün. Bu sorumluluk asla o teknolojide değil; kullanıcının omuzlarında. Sonuçta önemli olan bu araçları dünyamızı, ülkemizi, çevremizi ya da sadece kendimizi daha iyiye doğru yöneltmek için mi kullanıyoruz; sorgulamamız gereken bu.

3D yazıcılarla birçok şey üretmek mümkünken, ekip arkadaşlarınızla birlikte çocukların hayatını daha iyi hâle getirme isteğinizin nedenlerini öğrenebilir miyiz?

3D yazıcı teknolojisi; ajansımızda Serdar Okumuş ve Hakan Pakten ile deneyim tasarımında kullandığımız çeşitli teknolojilerden biri oldu. Türkiye’de bu teknolojiye ilgi duyup ciddi bir bilgi deneyim biriktiren ilk ekiplerden olduk. Süreç içerisinde de bu devrimsel üretim tekniğinin insan hayatını nasıl değiştireceğini anlatmak için proje arayışı içindeydik. Çünkü basılan biblo, telefon kılıfı gibi modeller, gerçekten bir insanın yaşam kalitesini, biçimini değiştirecek ürünler değildi. Araştırmalarımız sırasında, o dönemlerde yeni kurulan Enable The Future isimli bir gruba rastladık. O zamanlar, yani 2014’te, yaklaşık 500 kişiden oluşan; imkân, emek, zaman ve kaynaklarını, ihtiyaç sahibi olanlara açık kaynak tasarımlarla mekanik eller yapmak üzere Google Plus üzerinde bir araya gelen bir grup idi. 3D yazıcı teknolojisinin kişiye özel üretim avantajını bir sosyal faydaya dönüştürdükleri için bizler de “İşte budur!” diyerek denemeye giriştik. Biz de yapmalıyız, çünkü yapabiliyoruz dedik. Yani aslen yaptığımız işin içinden bir aracın gerçekten fayda amaçlı kullanımını gösteren bir sosyal sorumluluk projesi olarak ortaya çıktı. Bugün 4 bine yakın gönüllüsüyle proteze erişimi olmayan kardeşlerimize ücretsiz mekanik eller yapan bir sivil toplum örgütüyüz. Bizi motive eden en önemli faktörse istedikleri temalarda ve renklerde yaptığımız Robotel’leri alan çocukların eksik değil, güçlü hissetmeleri!

"Elbette ekonomik bir sistemin içinde yaşadığımız için bu şartlara uygun gelir modelleri de geliştirmek gerek. Bu nedenle de dünyayı “Sosyal Girişimcilik” kurtaracak diyorum. Yani bence hem fayda odaklı çalışan hem de iş modeli olan kurumlar geleceği hem daha aydınlık hem de sürdürülebilir yapacak."

Bilginin güç olarak addedildiği ve paylaşılması noktasında oldukça cimri davranıldığı günümüz dünyasında, elinizdeki gücü (bilgi) toplumla paylaşmanın önemine dair neler söylemek istersiniz?

Açık kaynak bence dünyayı kurtaracak kavramlardan biri. Kullandığımız tasarımlar gibi açık kaynaklı tasarımların pek çok probleme çare olmak dışında başka avantajları da var. Açık kaynaklı bilgi ve tasarımlarla dünyanın neresinde olursanız olun, sınırı olmayan bir kaynaktan geliştirme yapmak mümkün. Yani bugün bir Ar-Ge takımı ne kadar engin kaynaklara sahip olursa olsun, ne kadar kalabalık olursa olsun; açık kaynağın sınırsız gelişme fırsatları her zaman daha çok olasılığa açık. Dolayısıyla bilgiyi saklamak yerine paylaşmak onun daha da büyümesi ve gelişmesi için bir fırsat. Biz tasarımı da bu şekilde görüyoruz. Elbette ekonomik bir sistemin içinde yaşadığımız için bu şartlara uygun gelir modelleri de geliştirmek gerek. Bu nedenle de dünyayı “Sosyal Girişimcilik” kurtaracak diyorum. Yani bence hem fayda odaklı çalışan hem de iş modeli olan kurumlar geleceği hem daha aydınlık hem de sürdürülebilir yapacak.

Çocuklardan aldığınız geri bildirimlerin ortak noktası nedir?

En mühimi çocukların Robotel taktıkları zaman gözlerinde, yüzlerindeki aydınlanma. Çünkü bütün olay farklılıklarımızla barışık, kendimizi eksik değil güçlü hissetmemizde!

Kısa vadede, yine tasarımın ve yaratıcılığın rehberliğinde yeni projelere imza atma planlarınız var mı?

Robotel olarak şimdilik ihtiyaç sahiplerine ücretsiz sadece mekanik eller yapan bir derneğiz. Hayalimiz bir gün bize ihtiyaç duyulmayan, çocukların ve ailelerinin kendi ellerini tasarladıkları, ürettikleri bir gelecek. Ama uzun vadede amacımız teknolojinin sosyal fayda amaçlı kullanımının geniş çaplı vesilesi olmak. Yani bir sosyal fayda amaçlı teknoloji eğitim, uygulama ve paylaşma merkezi olmak.

Son olarak, geriye dönüp baktığınızda UAA’nın yaratıcılığınızı besleme ve toplumsal fayda üretmek için gayret gösterme konularında size sağladığı imkânlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Üsküdar Amerikan’dan mezun olmamın, yaptığım işe çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Öncelikle düşünmeyi bilen, araştıran ve birden fazla kanaldan beslenip bunları sentezleyerek ortaya koyan bir birey olmamda büyük etkisi var. Bununla birlikte okulda ekip biçtiğimiz dostluklar, ilişkiler ve sosyal becerilerimiz de bugün hayatımızı kolaylaştıran, daha verimli, daha etkili işler yapmamıza, daha çok kişiye daha kolay ve daha hızlı ulaşmamıza faydalı oluyor. Her ne kadar erkek öğrencilerin olmadığı ortamda büyümenin dezavantajları varsa da; bugüne kadar kendi sorumluluklarını cesur yüreklilikle taşıyan ve altından kalkan güçlü kadınlar olmamızda büyük etkisi olduğunu da kabul etmek lazım. 

CONNECT DEPREM ÖZEL BÖLÜM

  • 24.05.2023

    “Ben bugün bir canı daha yaşattım” diyebilmek


    Yaşanan 6 Şubat depreminde ABD’de olan Travma ve Acil Tıp Hekimi Müge Sakıcı Cox (ACI’83), ekip arkadaşlarıyla hemen Hatay’a gelerek Antakya’da sahra hastanesinin kurulmasında görev aldı ve depremzedelere acil tıp hizmeti sağlayanlar arasındaydı.

    Devamını Oku
  • 23.05.2023

    Dayanışmaya devam…


    Ülkemizde büyük bir deprem yıkımına daha tanık olduk. Kayıplarımızın acısını derinden yaşadık. Yıkımın yaşanmasının hemen ardından mezunlarımızla sınıflar bazında bir araya gelerek maddi ve ayni yardım için harekete geçtik.

    Devamını Oku
  • 24.05.2023

    Sinema Çadırları: Mavi Kuşlar Antakya’da


    Kültür ve sanat, yaşanan acıların ortadan kalkmasını sağlayamaz belki ama kısa süreliğine de olsa olaydan uzaklaşıp zihnen başka diyarlara yolculuk edilmesine vesile olabilir. Özellikle de çocuklar için.

    Devamını Oku
  • 27.05.2023

    Yeniden inşa katılımcı bir anlayışla yapılmalı


    Kolombiya, Meksika, İtalya, Brezilya ve Türkiye'de yer alan farklı belediyelerle birlikte daha sağlıklı, güvenli ve yaşanılabilir şehirlerin nasıl yaratılabileceğine dair projeler geliştiren Kentsel Tasarımcı Hayrettin Günç (UAA’07), deprem bölgesindeki yeniden inşa sürecinin tüm tarafların görüşlerini alarak yapılması gerektiğini ve kısa vadeli, yara bandı diye adlandırılan çözümlerle derin sorunların ortadan kalkmayacağını belirtiyor.

    Devamını Oku
  • 27.05.2023

    Çocuklar bir an evvel okula dönmeli


    SEV Araştırma ve Etki Departmanı, 6 Şubat depremlerinin ardından farklı ülkelerdeki afetler sonrası yapılan araştırmalar ve uygulamalar ışığında çocukların yaşayabilecekleri sorunların çözümü için neler yapılabileceğini araştırdı. Hazırlanan bu rapora ilişkin SEV Araştırma ve Etki Departmanı Müdürü Dr. Emel Uysal ile konuştuk.

    Devamını Oku
  • 24.05.2023

    Vicdan sahibi herkes etrafına bir şekilde dokunur


    6 Şubat depremlerini ilk duyduğunda felaketin boyutunu tam olarak kavrayamadığını belirten Dobrinka Cidrof, deprem bölgesine yönelik çalışmalarına 7 Şubat’tan itibaren başladığını söylüyor.

    Devamını Oku
  • 24.05.2023

    Deprem bölgesinde sağlık hizmetleri


    Deprem bölgesinde yaşananları Halk Sağlığı Uzmanı olarak değerlendiren Gül Yurtsever Ergör (ACI’81), bu tür afetlerde meslektaşlarının bilgi birikimlerinin çok değerli olduğunu, siyasi otoritenin bu birikimi uygulamaları için gerekli kanalları açması gerektiğini belirtiyor.

    Devamını Oku
  • 23.05.2023

    Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın…


    Deprem bölgelerinde şahit olduğumuz devasa yıkımla fark ettik ki yıkılan sadece binalar olmadı. Maalesef sevdiklerimiz, ailelerimiz, gençliğimiz, mutluluğumuz, aşkımız, işimiz, şehirlerimiz, abimiz, kardeşimizle birlikte yıkıntı altında kaldık.

    Devamını Oku
  • 27.05.2023

    Çocuklar hayatı yetişkinlerin yansıttığı biçimde yaşar


    Depremden etkilenen çocukların ruh hâliyle ilgili bilgisine başvurduğumuz Uzman Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Şeniz Pamuk (UAA’81) çocukların travmatik olayların ardından hayatlarında nelerin eskisi gibi devam edeceğini bilmek istediklerini belirtiyor.

    Devamını Oku
  • 27.05.2023

    Değişmeyen tek ihtiyaç vereceğimiz destektir!


    Derya Toros (ACI’09), arkadaşlarıyla kurdukları Birleşmiş Eller Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile depremzedelere tırlarla yardım ulaştırdı.

    Devamını Oku
  • 27.05.2023

    Deprem ve mühendislik ahlâkı


    ODTÜ’de uzun yıllar Mühendislik Ahlâkı dersleri veren Ülkün Tansel (TAO’57 / TAC’60), yapı üretimine bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre bu bir milli mesele, bunun çözümü için okullardaki her yaştan çocuğa rüşvetin ve yasa tanımazlığın utanılacak bir şey olduğunu kavratmak gerekiyor.

    Devamını Oku
  • 23.05.2023

    Zor günleri dayanışmanın gücüyle aşacağız


    Connect olarak bu özel dosyamızda depremin hemen ardından dayanışmanın en güzel örneklerini veren mezunlarımızın çalışmalarına ve bölgedeki tanıklıklarına yer vermek istedik.

    Devamını Oku
  • 27.05.2023

    Sürdürülebilirlik ve deprem


    6 Şubat depremlerinde “sürdürülebilirlik-deprem” ilişkisini irdeleyen Elif Özkul Gökmen (TAC’91), bu iki konunun uygulanan politikalardan bağımsız ele alınamayacağını, doğal ve iklim değişikliği sebebiyle oluşan afetlerin toplum içindeki eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini vurguluyor.

    Devamını Oku
  • 26.05.2023

    Dayanışmanın gücü: bir + bir = üç


    Derya Toros (ACI’09), arkadaşlarıyla kurdukları Birleşmiş Eller Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile depremzedelere tırlarla yardım ulaştırdı.

    Devamını Oku
İLGİLİ BAŞLIKLAR
BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
27.05.2023

Deprem ve mühendislik ahlâkı

ODTÜ’de uzun yıllar Mühendislik Ahlâkı dersleri veren Ülkün Tansel (TAO’57 / TAC’60), yapı üretimine bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Ona göre bu bir milli mesele, bunun çözümü için okullardaki her yaştan çocuğa rüşvetin ve yasa tanımazlığın utanılacak bir şey olduğunu kavratmak gerekiyor.
27.05.2023

Yeniden inşa katılımcı bir anlayışla yapılmalı

Kolombiya, Meksika, İtalya, Brezilya ve Türkiye'de yer alan farklı belediyelerle birlikte daha sağlıklı, güvenli ve yaşanılabilir şehirlerin nasıl yaratılabileceğine dair projeler geliştiren Kentsel Tasarımcı Hayrettin Günç (UAA’07), deprem bölgesindeki yeniden inşa sürecinin tüm tarafların görüşlerini alarak yapılması gerektiğini ve kısa vadeli, yara bandı diye adlandırılan çözümlerle derin sorunların ortadan kalkmayacağını belirtiyor.

Yorum ve görüşleriniz çok değerli.